Direnişin Gözyaşları
0,0
0genel
0,0
0arkadaş
dr
listeme ekle
okudum
detaylar
yorumlar
video yorumlar
Direnişin Gözyaşları

Saat gecenin biriydi. Diyarbakır, koyu bir karanlığın içinde kaybolmuştu. Gökyüzü simsiyah bir yaygı gibiydi. Aydan ve yıldızlardan eser yoktu. Bu karanlık içinde birer hayaleti andıran evler, terk edilmiş bir görüntü arz ediyordu. Caddelerde, sokaklarda devriye gezen askeri araçların farları, bazen bir yapıyı veya duvarı aydınlatıyor, daha sonra şehir tekrar karanlığa gömülüyordu.


 


Kafile, Siverek Kapısı’na yaklaşırken bakışları tekrar karanlık içindeki sessiz evlere takıldı. Birden kalbini müthiş bir hüzün sardı. Yüreği, ucu ateşte ısıtılmış bir demirle dağlanmış gibi oldu:


 


“Şu kalın duvarlar arkasında gizlenen insanlar; acaba rahat rahat uyuyorlar mı, yoksa bizim için matem mi tutuyorlar?” diye düşündü.


 


“Bu katliama karşı hissiz ve duyarsız kaldıklarını sanmıyorum. Şimdi kim bilir ne büyük acılar, kederler içinde kıvranıyorlar. Ama kimsesizler, zayıflar, hoyratça sindirilmenin ürkekliğini yaşıyorlar. Ah zavallı halkım! Ah zavallı halkım!”


(Tanıtım Bülteninden)

orijinal adı
direnişin gözyaşları
türler
roman
baskı sayısı
1. basım
yayıncı
festival yayıncılık
yayın tarihi
01 Oca 2024