Ölüm Seremonisi
0,0
0genel
0,0
0arkadaş
dr
listeme ekle
okudum
detaylar
yorumlar
video yorumlar
Ölüm Seremonisi

Tanrılar... Tenleri altından, dilleri baldan.

Peki bu “Yüce” Tanrılar küçücük bir kızdan korkacak kadar aciz miydi gerçekten?

 

“Korkak Tanrı...” diye mırıldandım kahkahalarımda boğulurken. Zeus’a hitaben söylemiştim bunu. “Korkak Tanrılar!” diye haykırdım bir kez daha, mağara, sesimle inim inim inlerken. “Korkaklar!”

 

Tabii ki benden korkacaklardı! Ben, saçları Tanrıların kanıyla yıkanmış kızdım. Ben, Ölüm’ün kızıydım.

Kaderin ağlarını kesen Altın Kılıçlı Leydi’ydim. Ben, onların acınası neslinin sonuydum.

Umudun kaybolduğu yeryüzünde onu bulma görevi Tanrıların kâbusu olan kıza, bana düşmüştü.

Umudun kayboluşu, arkasında cesetler bırakmaya başladığında büyük bir şeyin parçası olduğumu anlamıştım.

 

“Augustus,” dedi. “Olimposlular düşüyor. Titanların kaderi tekrarlanıyor.”

Aklıma Theos geldi, o da “Tarih tekerrürden ibarettir,” der dururdu. Önemli olan ders çıkarmak.

 

Ve ben, ders çıkarmak konusunda berbattım.

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

orijinal adı
ölüm seremonisi
türler
roman
sayfa sayısı
590
baskı sayısı
1. basım
kitap dili
türkçe
orijinal dili
türkçe
yayıncı
luna yayınları
yayın tarihi
01 Oca 2024